Popüler, Etkili ama Hatalı : Küresel Faiz Lobisinin Sinsi Enstrümanları Küresel Endeksler (Söyleşi)

Küresel sistemde son on yıldır gözlenen eğilimlerden biri de bazı küresel kuruluşların her yıl belli aralıklarla yayınladıkları muhtelifsosyo-politik ve ekonomik raporlar ve bunlara dayalı endeksler üretmesidir. Bu çalışmaların birçoğu seçkin küresel kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmekte ve yine seçkin küresel kuruluşlar tarafından dikkate alınmaktadır. Ne var ki söz konusu dikkate alınma eylemi basit entelektüel anlamda bir dikkate alınma değildir. Ülkeler bu rapor ve endekslere göre örtülü/zımni bir derecelendirmeye tabi tutularak az veya çok yatırım almakta veya olması gerekenden az ya da çok faiz ödemektedirler. Bu rapor ve endekslerin iyi maskelenmiş küresel manipülasyon aracı olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Mazlum ve yoksul ulusların kanayan yarası olan bu endeks olayını G20 dönem Başkanlığını yüklenmiş olan Türkiye’nin bir şekilde gündemine almasında sayılmayacak yararlar olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede Doç. Dr. Kutlu MERİH ile telefonda yaptığımız sayısız görüşme ve e-posta yoluyla yaptığımız sayısız yazışmayı bu satırlardan bir söyleşi olarak sizlere aktarmak istedik.

EKONOMİK ÇÖZÜM    @ekonomikcozumgz

Doç. Dr. Kutlu MERİH   @CORTEXIEN 


 

Sayın Hocam küresel endeksler konusu ile uzun bir süredir ilgilendiğiniz ve bu konuyu çok ciddiye aldığınız biliniyor. Sizce neden bu konu bu kadar önemli?

Kutlu MERİH: Günümüzün bilgi dünyasında en güçlü silahlar entellektüel olanlardır. Psikolojik savaşın silahlarına konvansiyonel silahlarla karşılık veremezsiniz. Semantik topların yıkım gücü hiçbir nükleer silahla karşılaştırılamaz. İnsanların iradesine hükmeden birçok tarihi imparatorluk yıkılıp yok olduğu halde, inançlarına hükmeden Katolik Kilisesi binlerce yıldır hükümranlığı sürdürebiliyor.

Ayrıca modern entelektüellerin seküler dogmalara düşkünlükleri de hayret verici düzeyde. Yaşadıklarımız ve gördüklerimiz, üst düzey eğitim görmüş insanların inanç tutkuları karşısında bizleri hayrete düşürüyor. Neredeyse hiç tartışılmadan kullanılan inançlar ise küresel kuruluşların yayınladığı rapor ve endekslere dayanıyor. Örneğin bu rapor ve endekslere göre şeriatla yönetilen körfez ülkeleri Fransa, İsviçre, ABD ve Japonya gibi ülkeler ile aynı gelişmişlik düzeyinde görülüyor ve kimse buna hayret etmiyor ve kimse de bunun arkasındaki mantık ve matematiği sorgulamıyor.

Söz konusu rapor ve endeksler ne tür amaçlara hizmet ediyor sizce?

Kutlu MERİH: Bu rapor ve endekslerin sayısı oldukça yüksek olup farklı amaçların gerçekleşmesine olanak sağlarlar. Mazlum ve yoksul ulusları ezen en önemli etkileri S&P, FITCH ya da Moody’s gibi uluslararası derecelendirme kuruluşlarının bunları ülke riski değerlendirmesinde veri olarak kullanmalarıdır. Bunun da ülkelere yönelen fon ve yatırım akımlarını etkilediği çok açık. Ayrıca bu rapor ve endeksler akademik çevrelerce de büyük itibar görüp referans olarak kullanılıyorlar. İnsanlık sorununun özü de burada yatar. Çünkü bu endekslerin en önemlileri mantık ve matematik hatalar ile geliştirildiğini gözlüyoruz.

Endekslerin tutarsızlığı ve amaçları konusundaki bu kayıtsızlığın sizce nedeni nedir? Size göre bu endekslerde ne türlü hatalar gözleniyor?

Kutlu MERİH: Seçkin kuruluşlar tarafından üretilen endekslerde aşağıdaki dört temel hatanın bazıları genellikle ise hepsi gözlenebiliyor.

  • Etik (Deontolojik) Hata: Böyle bir endeks tanımlamak ahlaki değil (HDI)
  • Mantık (Epistemolojik) Hata: Böyle bir endeks tanımlamak anlamsız (HDI)
  • Teknik (Matematik) Hata: Endeksin hesaplama tekniği yanlış ve tutarsız. (HDI)
  • Enformatik (İstatistik) Hata: Endeksin dayandığı veri kaynakları eksik, yetersiz, tutarsız.

Örnek olarak UNDP tarafından geliştirilen “İnsani Gelişme Endeksi – HDI”  bu dört hatayı da sergiliyor.  Diğer taraftan bu endeksler birbirlerini girdi olarak kullanarak eleştirilmesi güç bir reçete yapısı da sergileyebiliyorlar.

Peki, endeks hatalarının görmezden gelinmesinin nedeni nedir?

Kutlu MERİH: Burada çok rastladığımız bir illüzyontekniği bu endeksleri kapsamlı bir rapor ile desteklemektir. Böylece bu endeksin bu ayrıntılı rapora dayandığı algısı yaratılır. Gerçekte ise durum böyle değildir. Endeksler raporun aksine son derece basmakalıp ve hatalar ile yüklüdürler. Örneğin İnsani Gelişme endeksinin tutarsızlığını ve yanlışlığını daha önceki bir çalışmamızda vurgulamıştık. Sıra dışı girişimci Zuhal MANSFIELD bu çalışmanın sonuçlarını TURCOMONEY dergisinde kendi köşesinde yayınladı.

Madem öyle, önde gelen sorunlu endeksler konusunda bilgi verebilirmisiniz?

Kutlu MERİH: Bazı önde gelen endeksler bu dört hata kriterinin ışığında incelendiğimizde genellikle anlamsız ve tutarsız oldukları kolayca görülebiliyor. Bunların başında BM Gelişme Programı (UNDP) tarafından yayınlanan “İnsani Gelişme Endeksi – Human Development Index” geliyor. Bu noktada İnsani Gelişme Endeksini (Human Development Index HDI) kısaca açıklayalım: 1990’dan bu yana her yıl, Birleşmiş Milletler Gelişme Programı (UNDP), küresel kapsamdaki önemli konuları ele alan, bağımsız uzmanlardan oluşmuş bir ekip bir “İnsani Gelişme Raporu-Human Development Report” yayınlıyor. UNDP, akademik, hükümet ve sivil toplum liderlerinin oluşturduğu uluslararası bir danışmanlık şebekesi, bu raporda ileri sürülen analiz ve önerileri destekleyen veri, düşünce ve en iyi uygulama örnekleri ile katkılarda bulunuyor. Bu rapora göre, insani gelişme kavramı, insanca ilerleme ve gelişme ölçüsü olarak kişi başına gelir, insan kaynakları gelişimi ve temel ihtiyaçların sağlanması gibi olguların çok ilerisinde görülüyor. Bu yaklaşımın itiraz edilecek yönü yok.

Bu İnsani Gelişme Endeksinin matematik yapısı nasıl?

İnsani Gelişme Göstergesi ülkelerde üç başlıca gelişimleri göz önünde tutar:

  1. Uzun ve sağlıklı bir yaşam; ölçümü ortalama yaşam süresi ile yapılır.
  2. Bilgi, ölçümü okuryazar oranı (2/3’ü) ve ilkokul, lise ve üniversite kayıtları yüzdesi (1/3’ü) ile yapılır.
  3. Ölçünlü yaşam düzeyi, ölçümü kişi başına düşen gelir ve alım gücünün Amerikan Doları üzerinden hesaplanmasıyla yapılır.

Biraz insaf ve akıl sahibi herhangi bir kişi tarihi, coğrafyası, kültürü, siyasi sistemi, ekonomik, sistemi, politik sistemi, hukuk sistemi, sağlık sistemi, eğitim sistemi, kadınların statüsü farklı ülkelerin durumunu “İnsani Gelişmişlik”ile etiketlemenin ve bunu bu üç basmakalıp kritere dayandırmanın mantıksızlığını görebilir. Ama ne yazık ki görebilene rastlamadık.

Neticede endekslerin ortalaması endeks olmaz!

Peki, sizin itirazınız neye?

Kutlu MERİH: HD raporu, gelişmenin nihai olarak insan tercihlerinin genişletilmesi olduğunu sadece bir gelir arttırılması olmadığını savunmakla birlikte, bu raporla birlikte oluşturulan ve ülkeleri sözde bir sıraya dizen “İnsani Gelişme Endeksi-Human Develepment Index”, bilimsel olmanın ve gerçekleri yansıtmanın çok uzağında. UNDP raporu, seküler kiliselerin bir uzmanlar topluluğunu nasıl amaçları doğrultusunda kullanabileceğinin tipik bir örneği. Yeryüzündeki hiçbir kimse insani gelişmişliğinin; yaşayabileceği süreye, tahsil durumuna ve cebindeki paraya bağlanabileceğini kabul edemez. Buna karşılık UNDP, dev ulusları sadece bu üç kriterden damıtılan tek bir değere göre sıralayabiliyor.

Endeksi yapanlar bu sorunları görmüyor mu?

Kutlu MERİH:İstatistik, matematik ve etik olarak hatalı olan İnsani Gelişme Endeksi, raporu hazırlayanların akıllarının karışık olduğunu, yaptıkları işe inanmadıklarını ve içlerinin rahat olmadığını ortaya koyuyor. İnsani gelişmenin sadece ekonomik bir olay olmadığını savunanlar, dünya uluslarını üç adet basmakalıp endeksin geometrik ortalamasına (bu çalışmayı ilk yaptığımız 2002 yılında aritmetik ortalamaydı) göre sıraya dizmekte bir sakınca görmüyorlar. Bu endeks aritmetiğinde yapılabilecek en vahim hatadır. Endeksler tek boyutlu organik yapılardır ve bir hareketi gösterirler. Evet, endekslerin ortalaması başka bir endeks oluşturmaz, bunu bir öğrenci yapsa sınıfta kalır.

İnsani Gelişme Endeksi içinde sanırım Kadın/Erkek eşitsizliği boyutu da var.

Kutlu MERİH: Evet, buna Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (TheGenderInequality Index – GII) adını veriyorlar. HDI endeksini 2002 yılında eleştirdiğimizde cinsiyet eşitsizliği gündemde değildi. Kadınların siyasi ve ekonomik pozisyonu İnsani gelişmenin önemli bir boyutu olmalı idi. Buradan açık verildiği görülünce sonradan ilave edildi. Bir ülkedeki kadın ve erkek arasındaki eşitsizliği ölçeklediği ileri sürülen bu endeks 2010 yılında İnsani Gelişme Raporu’nun 10. yıldönümünde devreye girdi. Yapısı HDI ile benzerlik taşır ve üç kriterin bu eşitsizliği yansıtabileceği varsayılır. Diğer taraftan kullanılan metriklerin eşitsizlikle ilgisi oldukça kuşkuludur. Doğum sağlığı, siyasete katkı ve emek pazarına katılma. Ülkeden ülkeye farklılık gösterebilecek sıradan üç kriter. Bu kriterleri matematik-grafik bir analize soktuğumuzda hiçbir açıklayıcı kapasiteleri olmadığı kolayca görüldü. UNDP bunu örtmek için başka cinsiyet endeksleri (GDI ve GEM gibi) üretti ise de hiç birinin ciddi bir anlamı olduğu söylenemez.

Sizce bu endekslerin gizli bir amacı mı var?

Kutlu MERİH: Bütün bu istatistik hilelerin amacı; sıralamayı sulandırıp, istenmeyen ülkeleri, “yaşam beklentiniz düşük, okuryazar değilsin” diye gerilere atmaktır. Böylece, 200+ civarında ülkenin insani gelişmişliği, kadın-erkek, kır-şehir, pozitif hukuk-arkaik hukuk, demokrasi-despotluk ayırmadan hesaplanmış metafizik bir yaşam beklentisi, okullaşma oranı ve kişi başına milli gelir olarak sadece üç parametre ile belirleniyor. UNDP raporunun gündeme getirdiği diğer bütün istatistik bloklarının buna katkısı olmuyor. Böylece dünyada en çok kadın profesör, hekim, yargıç, öğretmen sahibi olan ve demokrasi ile yönetilen ülkelerden biri olan Türkiye’nin bu özelliği insani gelişme sayılmıyor. Kadınların yok sayıldığı totaliter Suudi Arabistan, petrol geliri yüksek diye Türkiye’nin önüne geçiyor.

Türkiye’miz bu endekslerde sizce hak ettiği yerde görünmüyor mu?

Kutlu MERİH: Sadece Türkiye’miz değil Türkiye’nin gerisinde görünen bir çok ülke de böyle bir sıralamayı hak etmiyor. Çünkü yanlışlık sadece endekslerin matematiğinde değil “İnsani Gelişme” olarak sunulan temel etik konseptinde.  Avrupa’nın 1. Dünyanın 3. tekstil ve hazır giyim tedarikçisi, moda ve marka yaratan Türkiye, insani gelişmişlikte bu çalışmayı ilk yaptığımız 2002 yılında 96. sıradayken, 2014 yılında 69. sıraya yükselmiş görünüyor. Yine de Libya, Suudi Arabistan, diğer Körfez Ülkeleri gibi şeriatla yönetilen ülkelerin gerisinde olduğu ilan ediliyor ve bu durum Türk kamuoyunun içine sinebiliyor. Artık Libya gibi bir devletin varlığı bile tartışma konusu iken insani gelişmede Türkiye’nin çok önlerinde olması acaba nasıl açıklanabilir? Nedeni de kişi başına yüksek bir petrol geliri. Yani petrolü çok olanlar insani gelişmede de ileri sayılıyorlar.

Size göre bu endeks mekanizmaları gerektiği gibi değerlendirilmiyor mu?

Kutlu MERİH: Maalesef bu da bütün dünyada hayret verici bir kayıtsızlıkla karşılanıyor. Endeksleri tanıtan birçok kaynak endekslerin teknik alt yapısını görmezden gelerek bunların sağlam bilimsel temellere dayandığı inancını pekiştirmektedir. Gerçek ise böyle değildir. Endekslerin büyük bir çoğunluğu mantık ve matematik hatalar ile yüklüdür. Buna karşılık endeksleri yayınlayan küresel kuruluşların ve akademisyenlerin itibarı bu yanlışların görmezden gelinmesini sağlıyor. Endeks sahibi akademisyene bir de NOBEL ödülü verdiniz mi her türlü tartışmayı engelleyebiliyorsunuz.

Türkiye’yi yönetenler, Cumhuriyeti koruma ve kollama görevinde olanlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜİK, Üniversiteler, Atatürkçü Düşünce Dernekleri ve düşünce üreten hiçbir kuruluştan, bu akıl ve insaf dışı sıralamaya tepki gelmiyor. Tepki bir yana Türk akademisyenlerinin ve elit yöneticilerinin bu endeks sanki tartışılamaz kutsal bir fermanmış gibi cansiperane savunma gayreti içinde olmalarıdır. Değer verdiğimiz birçok düşünür ve yazarın bu dokümanı hiç tartışmadan ülkeyi eleştirme düşüncelerine kaynak olarak kullanmaları da ayrı bir üzüntü nedenimiz.

Sorunlu Endekslerde Türkiye’nin Yeri

ENDEKS-EN ENDEKS-TR KOD KURUM #TR
Human Development Index İnsani Gelişme Endeksi HDI UNDP 69/187
Gender Inequality Index Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi GII UNDP 114/187
Global Competitiveness Index Küresel Rekabet Endeksi GCI WEF 40/60
Global Gender-gap Index Küresel Cinsiyet Ayrımı Endeksi GGI WEF 125/142
Financial Development Index Finansal Gelişmişlik Endeksi FDI WEF 42/62
Index of Economic Freedom Ekonomik Özgürlük Endeksi EFI WSJ 64/165
Global Terrorism Index Küresel Terörizm Endeksi GTI UNIVMARYLAND 17/124
Global Slavery Index Küresel Kölelik Endeksi ESI WFF 105/167
Economic Complexity Index Ekonomik Kompleksite Endeksi ECI MIT 40/52

 

Siz bu endekslerin küresel finans mekanizmalarını da etkilediğini vurgulıuyordunuz

Kutlu MERİH:Ayrıca bu raporun geliştirdiği endeks, S&P, FITCH gibi uluslararası finansal değerlendirme kuruluşlarınca da kullanılıyor ve Türkiye’nin rekabet gücü sıralamasını da etkiliyor. Endeks sıralamasın da geride olan ülkeler riskli sayılıyor ve küresel fon akışlarındaki LİBOR markup’ları ve spread (risk primi) yükseliyor. Böylece Türkiye ve diğer yoksul ülkeler daha pahalı borçlanıyor. Kuşkucu bir görüşle bu tür raporların petrol üreten ülkelerin finansal desteği ile hazırlandığı ve onların petrol gelirlerini küresel finans ortamında daha uygun koşullarda nemalandırmalarına yaradığı sonucuna varabiliriz. Doğru veya değil bu çarpık endeks sistemine başka akılcı açıklama olanağı görülemiyor.

SONUÇ

Sorunlu Endekslerde Türkiye’nin Yeri tablosundan da görülebileceği gibi endeksler amacını aşan bir kapsamda oluşturulmakta ve özellikle yoksul ülkelerin kaderini etkilemektedir. Bilimsel bir derece göstergesi gibi sunulan ama akıl ve bilimin dışında olan bu endeksler öncelikle derecelendirme kuruluşları ve diğer küresel kuruluşlar tarafından kullanılmakta ve ülkelere giden yatırımları ve ülkelerin finansla maliyetlerini etkilemektedirler. Bunun yanında “İnsani gelişme”, “Sefalet”  ve “Terörizm” gibi ülkelere deontolojik olmayan etiketler yapıştırmaları da ayrıca bir etik tartışma konusudur.

Türkiye G20 Başkanlığı döneminde  mazlum ülkelerin de sesi olmalıdır

Bilimsel kanımız yalnızca Türkiye’nin değil, altındaki ülkelerin de bu saçma sıralamayı hak etmediği doğrultusunda. Türkiye bir kez daha mazlum ülkelerin sesi olmalı. İzlenimlerimize göre Türkiye’nin içinde yer aldığı bir mazlum ülkeler grubu, deklare edilmemiş bir psikolojik soğuk savaşın ortasındadır. Türkiye bu mazlum grubun lideri olma potansiyeli taşımakta ve olacaktır da. Batının aşağıladığı ülkelerin yükselen değeri ve lideri olması engellenemeyecek. Türk insanının onuru, dirliği ve geleceği için endişe duyan her kişi ve kuruluşun düşünce güçleri ile yakın bir işbirliği içinde olması ve seküler kiliselere karşı çok dikkatli olmaları gereğini bir kere daha vurgulamak isterim.