Popüler, Etkili ama Hatalı : Küresel Faiz Lobisinin Sinsi Enstrümanları Olan Küresel Endeksler

 Fatma ÇINAR   @fatma_cinar_ftm

Kutlu MERİH      @CORTEXIEN

@globinx

 

GİRİŞ

Küresel sistemde son on yıldır gözlenen eğilimlerden biri de bazı küresel kuruluşların her yıl belli aralıklarla yayınladıkları muhtelif sosyo-politik ve ekonomik raporlar ve bunlara dayalı endeksler üretmesidir. Bu çalışmaların birçoğu seçkin küresel kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmekte ve yine seçkin küresel kuruluşlar tarafından dikkate alınmaktadır. Ne var ki söz konusu dikkate alınma eylemi basit entelektüel anlamda bir dikkate alınma değildir. Ülkeler bu rapor ve endekslere göre örtülü/zımni bir derecelendirmeye tabi tutularak az veya çok yatırım almakta veya olması gerekenden az ya da çok faiz ödemektedirler. Bu rapor ve endekslerin iyi maskelenmiş küresel manipülasyon aracı olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Mazlum ve yoksul ulusların kanayan yarası olan bu endeks olayını G20 dönem Başkanlığını yüklenmiş olan Türkiye’nin bir şekilde gündemine almasında sayılmayacak yararlar olduğunu düşünüyoruz.

Günümüzün bilgi dünyasında en güçlü silahlar entellektüel olanlardır. Psikolojik savaşın silahlarına konvansiyonel silahlarla karşılık veremezsiniz. Semantik topların yıkım gücü hiçbir nükleer silahla karşılaştırılamaz. İnsanların iradesine hükmeden birçok tarihi imparatorluk yıkılıp yok olduğu halde, inançlarına hükmeden Katolik Kilisesi binlerce yıldır hükümranlığı sürdürebiliyor.

Endeksler genel olarak tutarsız

Ayrıca modern entelektüellerin seküler dogmalara düşkünlükleri de hayret verici düzeyde. Yaşadıklarımız ve gördüklerimiz, üst düzey eğitim görmüş insanların inanç tutkuları karşısında bizleri hayrete düşürüyor. Neredeyse hiç tartışılmadan kullanılan inançlar ise küresel kuruluşların yayınladığı rapor ve endekslere dayanıyor. Örneğin bu rapor ve endekslere göre şeriatla yönetilen körfez ülkeleri Fransa, İsviçre, ABD ve Japonya gibi ülkeler ile aynı gelişmişlik düzeyinde görülüyor ve kimse buna hayret etmiyor ve kimse de bunun arkasındaki mantık ve matematiği sorgulamıyor.

Bu rapor ve endekslerin sayısı oldukça yüksek olup farklı amaçların gerçekleşmesine olanak sağlarlar. Mazlum ve yoksul ulusları ezen en önemli etkileri S&P, FITCH ya da Moody’s gibi uluslararası derecelendirme kuruluşlarının bunları ülke riski değerlendirmesinde veri olarak kullanmalarıdır. Bunun da ülkelere yönelen fon ve yatırım akımlarını etkilediği çok açık. Ayrıca bu rapor ve endeksler akademik çevrelerce de büyük itibar görüp referans olarak kullanılıyorlar. İnsanlık sorununun özü de burada yatar. Çünkü bu endekslerin en önemlilerinin etik, mantık, enformatik ve matematik hatalar ile geliştirildiğini gözlüyoruz. Örnek olarak UNDP tarafından geliştirilen “İnsani Gelişme Endeksi – HDI”  bu dört hatayı da sergiliyor.  Diğer taraftan bu endeksler birbirlerini girdi olarak kullanarak eleştirilmesi güç bir reçete yapısı da sergileyebiliyorlar.

UNDP “İnsani Gelişme Endeksi” Amacı ile tutarlı değil

1990’dan bu yana her yıl, Birleşmiş Milletler Gelişme Programı (UNDP), küresel kapsamdaki önemli konuları ele alan, bağımsız uzmanlardan oluşmuş bir ekip bir “İnsani Gelişme Raporu-Human Development Report” yayınlıyor. UNDP, akademik, hükümet ve sivil toplum liderlerinin oluşturduğu uluslararası bir danışmanlık şebekesi, bu raporda ileri sürülen analiz ve önerileri destekleyen veri, düşünce ve en iyi uygulama örnekleri ile katkılarda bulunuyor. Bu rapora göre, insani gelişme kavramı, insanca ilerleme ve gelişme ölçüsü olarak kişi başına gelir, insan kaynakları gelişimi ve temel ihtiyaçların sağlanması gibi olguların çok ilerisinde görülüyor. Bu yaklaşımın itiraz edilecek yönü yok.

Diğer taraftan İnsani Gelişme Göstergesi ülkelerde üç başlıca gelişimleri göz önünde tutar:

  • Uzun ve sağlıklı bir yaşam; ölçümü ortalama yaşam süresi ile yapılır.
  • Bilgi, ölçümü okuryazar oranı (2/3’ü) ve ilkokul, lise ve üniversite kayıtları yüzdesi (1/3’ü) ile yapılır.
  • Ölçünlü yaşam düzeyi, ölçümü kişi başına düşen gelir ve alım gücünün Amerikan Doları üzerinden hesaplanmasıyla yapılır.

Biraz insaf ve akıl sahibi herhangi bir kişi tarihi, coğrafyası, kültürü, siyasi sistemi, ekonomik, sistemi, politik sistemi, hukuk sistemi, sağlık sistemi, eğitim sistemi, kadınların statüsü farklı ülkelerin durumunu “İnsani Gelişmişlik”ile etiketlemenin ve bunu bu üç basmakalıp kritere dayandırmanın mantıksızlığını görebilir. Ama ne yazık ki görebilene rastlamadık.

Etik, Matematik ve Teknik Olarak hatalı endekslere eleştiri gelmiyor

İstatistik, matematik ve etik olarak hatalı olan İnsani Gelişme Endeksi, raporu hazırlayanların akıllarının karışık olduğunu, yaptıkları işe inanmadıklarını ve içlerinin rahat olmadığını ortaya koyuyor. İnsani gelişmenin sadece ekonomik bir olay olmadığını savunanlar, dünya uluslarını üç adet basmakalıp endeksin geometrik ortalamasına (bu çalışmayı ilk yaptığımız 2002 yılında aritmetik ortalamaydı) göre sıraya dizmekte bir sakınca görmüyorlar. Bu endeks aritmetiğinde yapılabilecek en vahim hatadır. Endeksler tek boyutlu organik yapılardır ve bir hareketi gösterirler. Evet, endekslerin ortalaması başka bir endeks oluşturmaz, bunu bir öğrenci yapsa sınıfta kalır.

Endekslerde Türkiye’nin sırası gerçekçi değil

Bütün bu istatistik hilelerin amacı; sıralamayı sulandırıp, istenmeyen ülkeleri, “yaşam beklentiniz düşük, okuryazar değilsin” diye gerilere atmaktır. Böylece, 200+ civarında ülkenin insani gelişmişliği, kadın-erkek, kır-şehir, pozitif hukuk-arkaik hukuk, demokrasi-despotluk ayırmadan hesaplanmış metafizik bir yaşam beklentisi, okullaşma oranı ve kişi başına milli gelir olarak sadece üç parametre ile belirleniyor. UNDP raporunun gündeme getirdiği diğer bütün istatistik bloklarının buna katkısı olmuyor. Böylece dünyada en çok kadın profesör, hekim, yargıç, öğretmen sahibi olan ve demokrasi ile yönetilen ülkelerden biri olan Türkiye’nin bu özelliği insani gelişme sayılmıyor. Kadınların yok sayıldığı totaliter Suudi Arabistan, petrol geliri yüksek diye Türkiye’nin önüne geçiyor.

Endeksler yoksul ülkelere yük getiriyor

Sadece Türkiye’miz değil Türkiye’nin gerisinde görünen bir çok ülke de böyle bir sıralamayı hak etmiyor. Çünkü yanlışlık sadece endekslerin matematiğinde değil “İnsani Gelişme” olarak sunulan temel etik konseptinde.  Avrupa’nın 1. Dünyanın 3. tekstil ve hazır giyim tedarikçisi, moda ve marka yaratan Türkiye, insani gelişmişlikte bu çalışmayı ilk yaptığımız 2002 yılında 96. sıradayken, 2014 yılında 69. sıraya yükselmiş görünüyor. Yine de Libya, Suudi Arabistan, diğer Körfez Ülkeleri gibi şeriatla yönetilen ülkelerin gerisinde olduğu ilan ediliyor ve bu durum Türk kamuoyunun içine sinebiliyor. Artık Libya gibi bir devletin varlığı bile tartışma konusu iken insani gelişmede Türkiye’nin çok önlerinde olması acaba nasıl açıklanabilir? Nedeni de kişi başına yüksek bir petrol geliri. Yani petrolü çok olanlar insani gelişmede de ileri sayılıyorlar.

Sorunlu Endekslerde Türkiye’nin Yeri

ENDEKS-EN ENDEKS-TR KOD KURUM #TR
Human Development Index İnsani Gelişme Endeksi HDI UNDP 69/187
GenderInequality Index Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi GII UNDP 114/187
Global Competitiveness Index Küresel Rekabet Endeksi GCI WEF 40/60
Global Gender-gap Index Küresel Cinsiyet Ayrımı Endeksi GGI WEF 125/142
Financial Development Index Finansal Gelişmişlik Endeksi FDI WEF 42/62
Index of EconomicFreedom Ekonomik Özgürlük Endeksi EFI WSJ 64/165
Global Terrorism Index Küresel Terörizm Endeksi GTI UNIVMARYLAND 17/124
Global Slavery Index Küresel Kölelik Endeksi ESI WFF 105/167
EconomicComplexity Index Ekonomik Kompleksite Endeksi ECI MIT 40/52

SONUÇ

Sorunlu Endekslerde Türkiye’nin Yeri tablosundan da görülebileceği gibi endeksler amacını aşan bir kapsamda oluşturulmakta ve özellikle yoksul ülkelerin kaderini etkilemektedir. Bilimsel bir derece göstergesi gibi sunulan ama akıl ve bilimin dışında olan bu endeksler öncelikle derecelendirme kuruluşları ve diğer küresel kuruluşlar tarafından kullanılmakta ve ülkelere giden yatırımları ve ülkelerin finansla maliyetlerini etkilemektedirler. Bunun yanında “İnsani gelişme”, “Sefalet”  ve “Terörizm” gibi ülkelere deontolojik olmayan etiketler yapıştırmaları da ayrıca bir etik tartışma konusudur.

Türkiye G20 Başkanlığı döneminde  mazlum ülkelerin de sesi olmalıdır

Bilimsel kanımız yalnızca Türkiye’nin değil, altındaki ülkelerin de bu saçma sıralamayı hak etmediği doğrultusunda. Türkiye bir kez daha mazlum ülkelerin sesi olmalı. İzlenimlerimize göre Türkiye’nin içinde yer aldığı bir mazlum ülkeler grubu, deklare edilmemiş bir psikolojik soğuk savaşın ortasındadır. Türkiye bu mazlum grubun lideri olma potansiyeli taşımakta ve olacaktır da. Batının aşağıladığı ülkelerin yükselen değeri ve lideri olması engellenemeyecek. Türk insanının onuru, dirliği ve geleceği için endişe duyan her kişi ve kuruluşun düşünce güçleri ile yakın bir işbirliği içinde olması ve seküler kiliselere karşı çok dikkatli olmaları gereğini bir kere daha vurgulamak isteriz.

KAYNAK

 

  1. Zuhal MANSFIELD @HYPERLINK “https://twitter.com/zuhalmansfield”zuhalmansfieldUlusDevletlerinAnlamsız Boy Sırası UNDP-HDRI http://www.turcomoney.com/yazar/ulus-devletlerin-anlamsiz-boy-sirasi-undp-ve-hdri.html
  2. “Economist Online: Performance indices – International comparisons are popular, influential and sometimes flawed”. http://www.economist.com Retrieved 2014-11-16.
  3. http://hdr.undp.org/en
  4. http://hdr.undp.org/en/content/human-development-report-2014
  5. http://www.weforum.org/issues/global-gender-gap
  6. http://en.wikipedia.org/wiki/Human_Development_Index
  7. http://en.wikipedia.org/wiki/Gender_Inequality_Index
  8. http://en.wikipedia.org/wiki/Gender_Empowerment_Measure
  9. http://en.wikipedia.org/wiki/Global_Gender_Gap_Report